Yüzücü olmak ve bu sosyal-kültürel çevrede bunu devam ettirebilmek çok zor. Ne de olsa genlerimize işlenen bir spor değil. Türk yüzme tarihi eskilere dayansa da bir futbol ya da güreş kadar yayılamadığından çoğu zaman kendi ailelerimize bile (anneanneler, dedeler vs) yaşadıklarımızı anlatabilmemiz ve anlaşılmamız mümkün olmuyor. “Bu çocuğu neden bu kadar yoruyorsunuz?” ile başlayan sohbetler duymaktan bıktığımız bir seriye bağlanıyor.

DUYMAKTAN BIKTIĞINIZ 10 CÜMLE

1. SIKILMIYOR MUSUN?

Yüzme diğer sporlar gibi yapıldığı sırada sosyalleşebileceğiniz bir spor değil. Yüzücüler antrenman sırasında antrenör dışında başka biri ile iletişime giremez. Bu da insanlarda bu sporun sıkıcı olabileceğine dair bir algı oluşturur.

İki duvar arasında havuz dibindeki çizgiye bakarak yüzlerce defa tur atmak hiç yüzmeyenlere sıkıcı görünüyor olabilir. Bilmedikleri şey; hemen her turda vücutlarını farklı şekillerde çalıştırdıkları, antrenörün verdiği komutları yerine getirebilmek için beyinlerini bir bilgisayar gibi işletmeleri gerektiğidir. Palet tak, palet çıkar şnorkel tak, kol say, tur say, yavaşla, hızlan…derken antrenmanın nasıl bittiğini anlamıyorlar bile. Kulaklarınızda su sesi ile bir meditasyon havasında spor yapmanın nesi sıkıcı olabilir ki?

ana set
Örnek Antrenman Seti

 

2. HÂLÂ YÜZMEYİ ÖĞRENEMEDİ Mİ?

Bunun bir ileri versiyonu ; “Benimle yarışsın da görelim!”

Yüzme her yaşa ve her kişiye uygun ender sporlardan biri, üstelik başlama yaşı 7 den 70’e kadar uzanabilir. Herkes yüzmeyi kendisine uygun şartlarda herhangi bir zamanda öğrenebilir ve bedeninin elverdiği kadar da ilerletebilir. Yüzücü ile yüzmeyi bilen arasındaki fark ise; yüzücünün bir salise için çok uzun ve ayrıntılı antrenmanı yüzlerce saat yapmasıdır. Dışarıdan bakan insanlar için fark edilmeyecek bir kol hareketi için ne kadar çalıştığını sadece yüzücü, antrenörü ve ailesi bilebilir. Bırakınız bunu iddia edenle yarışsınlar, kurbağa yüzen yüzücü serbest yüzen iddiacıya tur bindirdiğinde bıyık altından gülmek size düşsün.

3. YORULMADINIZ MI?

Sabah 05:00’de kalkan, iki saat antrenman yapıp okula giden, okul çıkışı tekrar iki saat suya giren ve saçlarının kurumasına fırsat kalmadan kara antrenmanı yapan çocuklarımız tabii ki yoruluyorlar, ama ne var biliyor musunuz? Onlar çok küçük yaşlarda yorulmadan ve emek vermeden hiç bir şey elde edemeyeceklerini yaşayarak öğreniyorlar. Bir ebeveyn için bundan güzel bir şey olabilir mi? Pardon gerçi genel Türk çocuk eğitimi -özellikle son yıllarda- bunun tam tersini öngörüyor. Çocuklarımız adına hata yapmış olabiliriz. Oysa hak etmeden her türlü imkanı önlerine sermeliydik dimi ama? Şaka bir yana, ben hiç istediği pahalı eşya alınmadı diye sinir krizi geçiren yüzücü görmedim!

4. BU KARDA KIŞTA HÂLEN YÜZÜYORLAR MI?

Evet yüzüyorlar, çünkü yüzme sizin algıladığınız gibi hava koşullarına bağlı bir spor değil. Bir çok tesisin hem kapalı hem açık havuzu var. Hatta kimileri hava durumuna göre açılır-kapanır tesisata sahip. Yani yazın güneşin alnında sırtları kauçuğa suratları pandaya dönmüş şekilde açık havuzda yüzerken, mevsim geçişlerinde yüzlerine dolu yağarken sırt yüzüyor, kulaçlarına gök gürültüsü tempo veriyor, kışın kar yağarken kapalı havuzda yüzüp antrenmandan önce mayoyla karlara depar yapabiliyorlar. Hayır hasta olmuyorlar, en azından yaşıtlarından daha az oluyorlar.

5. MICHAEL PHELPS’İ BİLİYOR MUSUN? (İSİM DEĞİŞEBİLİR)

Michael Phelps sadece yüzücülerin değil tüm dünyanın tanıdığı olimpik başarısı Everest noktasında ender sporculardan biridir. Dünyanın her yerinde her yaştaki yüzücünün kendine rol model olarak gördüğü bir sporcudur. Hepsinin hayalinde bir gün onunla tanışmak yatar ve bu soru futbol sever bir çocuğa “Ronaldo’yu tanıyor musun?” demek kadar saçmadır. Keza rekorları halen kırılamayan; sizin Survivordan tanıdığınız Derya Büyükuncu’yu da hepsi yüzücü olarak bilir ve kişisel olarak tanımasa da (adam ununu elemiş eleğini duvara asmış dünyanın bir ucunda yaşıyor) hayalinde onun rekorunu kırmak vardır.

6. YÜZME TAKIM SPORU DEĞİL!

Bu cümlenin devamı “çocuğun gelişimi için hiç iyi değil, takım sporu yapmayan bencil ve hırslı oluyor”. Bak bak bak! Bu cümleyi kuran hiç yüzme yarışı seyretmemiş demektir. Saliseyle kaçan finalin üzüntüsünü yaşayan arkadaşlarına sarılan, rekor kırmak için kulaç atan yüzücüye var gücüyle tezahürat yapan, stilinde kişisel derecesinden daha iyi bayrak yüzen yüzücüleri hiç tanımamış hiç görmemiştir demek. Soyunma odasında şampuanlarını ve donlarını bile paylaşmalarını söylemiyorum bile!

Yüzme bir takım sporudur. Takımındaki arkadaşların ne kadar iyiyse sen de o kadar iyi olursun. Önerim bu cümleyi kuranı ilk yarışa götürmeniz ve çocukların havuz dışındaki davranışlarını seyrettirmenizdir.

7. KAZANDIN MI? MADALYA ALDIN MI?

Buradaki “kazanmak” eylemi yine skor odaklı bir fiildir. Her yüzücü madalya alamayabilir. Bu onları kaybeden yapmaz, çünkü hepsinin hedefi farklıdır. Kimi best time için yüzer, kimi rekor için. Best time yapan bir yüzücü havuzdan mutlu çıkar çünkü hedefine karşı bir zafer kazanmıştır. Öte yandan madalya alan bir yüzücü 2.olduğu için kötü hissedebilir, çünkü hedefi Milli Takım için 1.lik olabilir. Kaldı ki -yine dönüyoruz yüzmenin takım sporu olup olmamasına- ulusal ya da uluslararası bir çok yarışta karışık bir puanlama sistemi vardır. Yüzen her yüzücü kendi branşının 1.sinden sonra puan alır ve takımının hanesine bunu yazdırır. Yani kişisel olarak madalya almasa da takımını bir “kazanan” yapar.

8. TER ATMADIĞIN SPOR, SPOR DEĞİLDİR!

Taş devrinden kalan bu algı aslında suyun içinde olduklarından terlediğini fark etmeyen yüzücülerin en büyük düşmanıdır. Yüzücüler de terler, sadece terleri suya karışır. (bkz Balıklar Su İçer mi?) İnanmayanların gözüne mataralarını sokabilir, antrenman sonrasında şişeyi kafasına diken yüzücünüzün videosunu gönderebilirsiniz!

9. BU KÜÇÜÇÜK MAYOYLA MI GEZİYORLAR ORTALIKTA?

mayo

Aynen öyle yapıyorlar. Anlamadığınız şey ise bu küçücük mayoların onların gözünde okul forması gibi bir şey olduğu. Hemen hepsi 7-8 yaşından beri birbirlerini ve karşı cinsin bedenini bu mayoların içinde görüyor ve tanıyor. Böyle büyüyünce de hiç birisinin aklında da en ufak bir art niyet yeşermiyor. Belki siz de böyle büyümeliydiniz o zaman bunları düşünebiliyor olmazdınız ne dersiniz?

10. YİNE Mİ ANTRENMANDASIN?

Yüzücü olmayan, çocuğu yüzmeyen bu cümlenin ne denli bir bıkkınlık yarattığını bilemez.
emojis-slider1emojis-slider1emojis-slider1
Bu çerçevede; çocuklar büyüdükçe kız-erkek arkadaş seçimlerinin sadece yüzücüler arasında olduğunu gözlemliyorum. Onlara hak vermek lazım. Okul dışında düzenli bir aktivitesi olmayan maço bir ergen-kaprisli bir kız özel arkadaş ne zaman buluşmak isterse çoğunlukla alacağı cevap “antrenmandayım” ya da “çok yorgunum yatıyorum” veya “yarıştayım” olur. Bu kapris çekilmez diyerek tercihlerini (benimkiler de öyle yapacaklarını beyan etti) onları anlayabilecek kişiler arasından yapıyorlar.

Biz veliler için ise bu durum özellikle akşam ve haftasonu antrenman saatlerinde görüşmek isteyen arkadaşlarımızda yaşanıyor. Sizi anlayan ve destekleyen arkadaşlarınız şehrin neresinde olursanız olun sizin yanınıza geliyor, ya da uygun başka bir ortam oluşturuyor. Kalan yıllarında sizinle ve torunları ile daha fazla zaman geçirmek isteyen büyükler ise telefonda kalbinizi deşen cümleler kurabiliyor. Ne diyeyim Allah uzun ömürler versin!

DÜZELTME BONUSU

11.ÇOCUKLARA ÇOCUKLUĞUNU YAŞATMIYORSUNUZ

Ben sokakta oynayarak, dizlerimi yaralayarak, arkadaşlarımla çeşit çeşit oyunlar oynayarak öğrendim hayatı. Bu oyunların kimi rekabet, kimi dayanışma içeriyordu. Yeni yeni okuyoruz ki; o çok özendiğimiz Finlandiya Eğitim sistemi de aynen bunu öngörüyor. Bu cümleyi kuranların unuttuğu bir şey var. Artık ne sokaklar ne de eğitim sistemi bizim çocukluğumuzdaki gibi değil. Herhangi bir sporla uğraşmayan çocukları sinsice kenarda bekleyen düşmanlar var. Bunların başında obezite ve internet bağımlılığı geliyor. Keşke öyle olmasaydı, ama gerçeği inkar etmenin alemi yok. Ben çocuklarımı bu düşmanlardan korumak için sporu seçtim. Daha iyi bir seçenek bilen varsa beri gelsin!

*Berna Burhandağ Oktay’a hatırlatma için teşekkürler ;)*

Yüzücü Annesi©

Berna Çetin Kavili

 

Reklamlar