Son yazılara gelen tepkilere ve şimdiye kadar yaptığım gözlemlere göre dünyanın en başarılı olimpik sporcusu Michael Phelps eğer Türk olsaydı neler olurdu diye düşünerek uyandım bu sabah. Hemen bilgisayar başına oturdum.

Ortaya bu kara mizah çıktı!

  • Çorum’da doğduğu için yüzmeye hiç başlayamamış olabilirdi.
  • Yüzmeye başlamış olsa bile astımı olduğu için doktorlar tarafından yüzmesi yasaklanırdı.
  • Ablaları yüzücü olduğu için yüzmeden nefret eder, tahminen futbolcu ya da basketbolcu olmak isterdi.
  • Annesi; boşanmış, yalnız, tek başına 3 çocuk büyüten, iki büyük kızdan sonra erkek anası olabilmenin psikolojisi ile onu aşırı şımartırdı.
  • İlk rekorunu kıracağı yaşlarında okul müdürü annesi tarafından TEOG’a hazırlanması için yüzmeye ara verdirilirdi.
  • Olimpiyatlara hazırlanmak için liseye ara vermesine izin verilmez, zorunlu eğitimi tamamlamadığı için ailesine para cezası kesilirdi.
  • Vücut ölçüleri yüzünden okulda alay edilen ezik çocuk olurdu.
  • 7 yaşında başladığı ve kafasını suyun içinde tutmaya korktuğu için formasyon eğitimi almamış bir antrenöre denk gelip “bu çocuktan yüzücü olmaz!” damgası yiyebilirdi.
  • Kariyerine sırtçı başlar sırtçı bitirirdi.
  • Ona inanan ve yeteneklerine güvenen bir antrenöre denk gelse bile, yeteneğini gören ve başarısını kendine mâl etmek isteyen kurtlar onu kapardı.
  • Bowman seviyesinde bir antrenörle çalışması; takılacak milyonlarca çelme ile imkansız hale gelirdi.
  • Çelmelerden kaçabilirse bile annesinin okul müdürü maaşı bunu finanse etmeye yetmezdi.
  • Tüm kariyerini tek antrenörle tamamlayamazdı.
  • En büyük avantajlarından birini (vücudu yorgunluk yaratan laktatı az üretiyor) asla bilmiyor olabilirdi.
  • 15 yaşındayken katıldığı ilk olimpiyatlarda psikolojik olarak antrene edilmediğinden muhtemelen depar taşında donar kalırdı.
  • O olimpiyatlara tek sporcu olarak ve 30 kişilik kafile ile giderdi. Masör unutulmuş, malzeme eksik, antrenörü geride bırakılmış, otelde bir başına bırakılmış olabilirdi.
  • Annesi muhtemelen ekip dışı bırakılmış, kendi cebinden Avusturalya’ya gidiyor olurdu.
  • Madalyasını aldıktan sonra (affedersiniz) maksimus kasları kalkar, yüzmeyi bırakır, manken filan olur, sonra da para kazanmak için Survivora katılırdı.
  • 2008 Pekin Olimpiyatlarına hazırlanırken haftada 80.000 mt yüzdüğü için annesi çok üzülür, vahvahlanır dizini döverdi.
  • Bu Olimpiyatların sonrasında “Annem bize suda ne kadar güvenli olabileceğimizi öğretti bakın şimdi nerelere geldik” diyemezdi.
  • Asla ayağına uygun ayakkabı (48.5) boyuna ve kol açıklığına uygun yatak (1.95/2.07) bulamazdı.
  • Aldığı her uluslararası madalyadan sonra devlet erkanı makamlarında tebrik için gezerken antrenman yapmaya fırsat bulamazdı.
  • 2012 Londra Olimpiyatlarında yüzmeyi bıraktığını söyledikten sonra asla geri dönmezdi. Gece alemlerine akar, medyanın sevgilisi olurdu.
  • Başarı haberleri ana gazetenin baş sayfasından değil, magazin ekinin sayfalarından verilirdi. Malum futbol değil adamın yaptığı spor!
  • Denizde eğlencesine yüzerken fotoğrafı çekilir”Şabalak gibi atladı” diye başlıklar atılırdı.
  • Yarışma güzeli sevgilisi/karısının saçlarına röfle yaptırtır, estetik ameliyatlarla medyatik standart ünlü karısı formuna sokardı.
  • Kazandığı paralarla yüzücü yetiştirmek için organizasyonlar kurmaz çeşit çeşit lüks araba alırdı.

Dedim ya, mizah! Kimse üstüne alınmasın 😉 Mizah severler yorum kısmında devam etsin!

Yüzücü Annesi©™

Berna Çetin Kavili

 

 

Reklamlar