Hemen hepimiz çocuklarımızı yetiştirirken şiddetin ve zorbalığın onlara ve çevrelerindekilere ne kadar zarar verebileceğini anlatarak büyütüyoruz. Böyle bir davranışa maruz kaldıklarında bile şiddete şiddetle cevap vermemeleri gerektiği bilincini sadece biz değil, okuldaki öğretmenleri, rehberlik görevlileri, zamanlarının çok büyük bir bölümünü geçirdikleri kulüp antrenörleri de aşılamaya çalışıyor. Bir çoğumuz bu konuda başarılı oluyoruz. Fakat içinde yaşadığımız toplum bazen kimi çocukları farklı bir yöne götürebiliyor.

Zorbalık kimi zaman lakap takma, dalga geçme, dışlama gibi sözlü olabildiği gibi, kimi zaman çelme takma, itme, vurma gibi fiziksel hal de alabiliyor. Kızlar kendi aralarında daha çok sözlü zorbalık yapar ve maruz kalırken, erkekler arasında fiziksel zorbalık ön plana çıkıyor.

akran-zorbaligi

Yapılan araştırmalara göre;

  • Kız çocuklarının %83’ü erkek çocuklarının %79’u yetişkinlik çağına kadar en az bir kez zorbalığa maruz kalıyor
  • Çocukların %10’u devamlılık gösteren zorbalığa maruz kalıyor
  • 100 çocuktan 60’ı okulda her gün en az bir kez zorbalığa tanıklık ediyor
  • Her gün ortalama 160.000 çocuğun aşağılamalardan ve saldırılardan korktuğu için okula gitmek istemediği tahmin ediliyor
  • Çocukların %70’i zorbalık konusunda okulun tavrının yetersiz olduğunu düşünüyor(*)

Ergenlik zaten zor bir dönem, bir de ister uygulayan ister maruz kalan konumunda olsun çocuğunuz bu gibi bir durumun ortasında kalırsa çok daha fazla zorlaşıyor. Her iki durumda da okul-ebeveyn-çocuk üçgeninde hareket etmek ve çocuğu içinde bulunduğu durumdan el birliği ile çıkarmak gerekiyor. Mağdur çocuğa “takma kafana olur öyle şeyler” “şaka yapmıştır” “yanlış anlamışsındır” şeklinde yaklaşımlar çocuğu daha derin bir açmaza sokup öz saygısını yitirmesine sebep olur, uygulayıcı çocuğu cesaretlendirir ve işleri iyice içinden çıkılmaz hale getirir. Çocuk yetiştirmenin her alanında olduğu gibi bu konuda da çok erken yaşlarda empati duygusunun gelişmesi için çaba göstermeli, bize bir şey anlatmaya çalıştığında ne olursa olsun onlara zaman ayırıp dinleyebilmeli ve anlayabilmeliyiz.

Zorbalık çoğunlukla okullarda görülüyor. Özel okulların bir kısmı zorbalığa karşı her iki tarafı da sağlıklı bir yöne doğru götürebilecek etik kurallara sahip. Bu kurallar her yıl düzenlenen seminer ve toplantılarla da destekleniyor. Çocuk sayısı az olduğundan rehberlik birimleri ve okul yönetimleri olaylar büyümeden anında müdahale edebiliyor. Bu tavır bazen “özel” okul velisi baskısına boyun eğse de (özellikle uygulayıcı tarafın velileri tarafından) genellikle başarılı oluyor.

491899-3-4-9dcbd

Devlet okullarında ise şiddetin dozu ve öğrenci sayısı daha yüksek olmakla beraber, öğretmen ve yöneticiler üzerindeki ağır kurallar ve şikayet mekanizmasının hızlı işleyişi sayesinde mağdur taraf daha kesin sonuçlara ulaşabiliyor. Yeter ki mağdur çocuk onca öğrencinin arasında kaybolup gitmesin…

Bir çoğumuzun çocuğunu spora yönlendirmesinin en temel amaçlarından biri içlerindeki ergen enerjisini sağlıklı bir şekilde dışa vurabilmelerine zemin hazırlamak, güvenli ve kontrollü bir alanda zihinsel gelişimlerini desteklemek, rekabet ve güç dürtülerini sporda ifade etmelerini sağlamak diye düşünüyorum. En azından ben bu bakış açısı ile hareket ediyorum.

Peki çocuğunuz yaptığı sporun içerisinde, ait olduğu kulüpte zorbalığa maruz kalırsa ne olacak?

Burada görev kulüp yöneticilerine, alt yapı koordinatörlerine ve antrenörlere düşüyor. Her biri okullardaki yönetim ve müdahale mekanizmasının bir parçası gibi hareket edebilmeli. Kulüp olanakları el verdiği kadar (burada velilerin gönüllü desteği de olur diye düşünüyorum) takımın tamamının katılımının zorunlu olduğu eğitimler düzenlenip, sportmenlik kavramı her bir çocuğun zihnine hiç silinmeyecek şekilde işlenmeli.

Spor kulüpleri dinamiği gereği çocukların okullara göre daha serbest kalabildikleri alanlar. Sözlü ya da fiziksel zorbalık daha çok kontrolün zor olduğu soyunma odalarında yaşanıyor. Kimi zaman üst yaş grupları kendinden küçüklere, kim zaman küçücük olaylar bahane edilerek yaşıtlarına uygulayabiliyorlar.

zorbalık

Peki kulüpler ne yapıyor? Hangisinin duruma müdahale içine eylem planı var? Kaçında kadrolu pedagog veya rehberlik görevlisi var? Hangisi etik kuralları çocuklara açıkça beyan ediyor? Hangisi uygulayıcı çocuğun derecesini ve başarısını umursamadan-ayırımcılık yapmadan kuralları uygulayabiliyor? Kaç antrenör mağdur çocuğa “olur böyle şeyler biz de yaşadık bir şey olmaz”diyor? Kaç antrenör şikayeti ciddiye alıp müdahale ediyor? Kaç tane yönetim uygulayıcı çocuğu ve ailesini doğru yöne yönlendirebilecek yetiye sahip? Yaşanan kaç olay var? Kaçı doğru şekilde çözülebiliyor? Kaç çocuk zorbalık yüzünden yüzmeyi bırakıyor?

Cevapları ben bilmiyorum, bilen varsa söylesin hepimiz öğrenelim!

Bakalım kaç yönetici veya antrenör elini taşın altına koyacak?

Berna Çetin Kavili

Yüzücü Annesi©

 

Reklamlar