İlk bölümü oldukça ilgi çeken Yüzücü Kadınlar ve ergenlik halleri sohbetimize kaldığımız yerden devam ediyoruz. Kapak fotoğrafından da anlaşılacağı üzere ergenlik mevzuları hepimize ergen enerjisi yükledi ve sevgili Burcu bize bu pozu verdirdi 😀 Bana da bu fotoğrafa şu başlığı atmak kaldı :

TÜRK YÜZME DÜNYASININ EN AKLI BAŞINDA ÇILGIN KADINLARINDAN TEKRAR MERHABA!

Gelelim; sadece kadın yüzücüleri değil erkek yüzücüleri de yakından ilgilendiren vücut tüyleri sorununa…Özellikle ergenliğe yeni yeni adım atan kızlarda anneler ile bir çatışma gözlemliyorum. Yüzücü kızımız devamlı mayo ile dolaştığından tüylerinden rahatsız oluyor, ama anne müdahalenin erken olduğunu düşünüp çocuk ile çatışıyor. Genellikle bu çatışmayı yüzücü kazanıyor, çünkü mayo ile yüzlerce kişinin önüne çıkan o!

İstenmeyen TüylerBD Burada yaşın bir önemi yok, zaten devamlı aldıracaklar. Zaten problemli bir dönem. Kızlar arasında bile tüy sorun olabilirken, bir de herhangi bir erkek takım arkadaşının şaka ile bile olsa sözle rencide etmesi, tüylerin her ay alınması ve bunun devamlılığından daha kötü bir şey. Kadınların ömrü boyunca mücadele edeceği bir soruna 3 yıl önce veya üç yıl sonra müdahale edilmesi tüylerin cinsine etkili olmaz, ama kız çocuğunun ruhuna derin etkiler bırakabilir. Fazlasıyla çıplaklık ve yakın görüntü içeren, antrenörlerin çoğunun erkek olduğu bu sporda hiç bir kız çocuğuna bu sıkıntıyı yaşatmamak lazım diye düşünüyorum.

GÇ Gerçekten erkekler o dönemde çok acımasız olabiliyorlar. Benim bir arkadaşım vardı. Şu anda çok güzel bir kız, ama o dönemde kızcağız tek kaşlıydı. Annesi almasına izin vermiyordu ve takımın erkekleri dalga geçiyordu. Bu durum onu çok üzüyordu ve yüzmeyi bırakmasının sebeplerinden biri oldu. Ergenlik döneminde erkekler kızlarla dalga geçecek o kadar çok malzeme bulabiliyor ki; kolları uzun, kaşları kalın, poposu büyük… Benimle de yıllarca bacaklarım yüzünden dalga geçtiler kalın ve kaslı diye Roberto Carlos diyorlardı. Ben takılmıyordum, ama o arkadaşım takılıyor ve içine kapanıyordu. (Yazarın Notu: Bence Gizem’in bacakları çok güçlü, çok güzel ve su altında harikalar yaratıyor)

  • Çocuk rahatsızlık duyduğu an doğru andır
  • Depar taşına çıkan – mayoyu giyen yüzücüdür
  • Jilet büyük rahatlıktır can yakmaz, çoğaltmaz
  • Ağda can yakar, kıl azaltmaz
  • Lazer epilasyon ise candır!

diyerek yeni konumuza geçelim. Yüzmenin ya da sporcu kimliğinizin karşı cinsle olan ilişkilerinizi olumlu veya olumsuz etkilediğini düşünüyor musunuz? 

BD Olumlu etkiliyordur, çünkü yüzme; bedeninizle barışık olmanızı gerektiren bir spor. Siz kendinizle ne kadar barışıksanız karşınızdaki kişiye de o kadar rahat oluyorsunuz. Yüzme insanın kendi kendisi ile sürekli mücadele ettiği bir spor. Bu mücadele sizi ruhsal ve bedensel olarak çok geliştiriyor. Çevrenizde ne kadar yardımcı insan olursa olsun depar taşında yalnızsınız. Anne baba sevgili hepsi geride kalıyor. Bu his farkındalığınızı ve ruhsal olgunluğunuzu ivmelendiriyor.

Burcu Abla gibi olan çok az insan var aslında. Ben yeni jenerasyonu çok zorlu görüyorum. Bedenlerine bizlerden biraz daha takıntılılar ve erkek arkadaşlarının olmamasını kafalarına takıyorlar. Şimdiki ergen kızlar; spor yapıyorum, vücudum güzel o zaman erkek arkadaşım olmak zorunda diye düşünüyorlar. Galiba ruhsal olgunlukları bedensel olandan bir kaç adım geriden geliyor. Ben giydikleri mayodan ilişkilerine kadar bir abla gibi tavsiye vermeye çalışıyorum. Yaptıkları sporu kendilerini göstermek için değil, mayoyu kendini teşhir etmek için değil, bedenine iyi bakmalarını kendilerini beğendirmek için değil, hepsini sadece kendi sportif gelişimleri için yapmaları gerektiğini üstüne basa basa söylüyorum.

Bazı anne babalar kızlarının vücut yapısı bozulacak ve bu erkeklerle ilişkilerini etkileyecek gibi bir endişeye kapılıyorlar, bu konuda ne düşünüyorsunuz?

BD İnsanların aklına yüzücü deyince eski Doğu Alman yüzücüler geliyor. Oysa şimdi yeni nesil yüzücüler hiç de öyle değil, kaslı ama dar bir vücutlara sahipler. Öyle eskisi gibi iri yarı  ve çok geniş omuzlu değiller. Kızınızın tenisçi veya halterci olduğunu düşünürseniz güzellik algısı hakkında endişeleri bir nebze anlayabilirim, ama yüzme sporu için bu asla geçerli değil. Yüzme ve voleybol kadın postürü için en uygun sporlar kanımca. Ben bırakalı iki yıl olmasına ve şu anda çok aktif bir şekilde spor yapmamama rağmen vücudum hiç bozulmadı.

Ailemde oldukça geniş ve uzun yapılı sporcu kadınlar var ve eşleri de sporcu olduğu için zaten o yapıdaki kadınlardan hoşlanıyorlardı ve seçimlerini bu güzellik anlayışına dayanarak yaptılar diye düşünüyorum. Ebeveynlerin olmasından korktukları beden yapısının altında yatan sebebin yanlış antrenman olduğunu zannediyorum. Küçük yaşlarda uzun mesafeler, el paletleri, ağırlıklar vs yüklenince boy kısa kalıyor omuzlar aşırı gelişiyor ve ebeveynlerin korktuğu vücutlar ortaya çıkıyor.

BD GÇ Çocuk bedeni için en temel iki spordan biri yüzmedir. Cimnastikte boyun kısa kalması gibi bir risk varken yüzmede böyle bir risk de yoktur. Bizce güzellik algısı üzerinden değerlendireceksek, kadın bedeni için en uygun spor yüzmedir!

Yüzücü ÇiftYüzücü olarak, erkek arkadaşlarınızdan bu kimliğinize dair ne tür tepkiler aldınız?

BD Eğer erkek arkadaş yüzücü değilse çok büyük kıskançlıklar yaşanabilir, çünkü devamlı kızlı erkekli bir grubun içerisindesiniz.Bu tarz durumlar erkek arkadaşla her zaman sorun olabilecek bir konu. Oysa sporcular birlikte büyüyorlar, aileler de bu süreçte dost oluyor. Erkek arkadaşınızın yüzücü olması ise farklı problemlere sebep olabilir tabi.

Benim erkek arkadaşlarım genellikle yüzücüydü, bu sefer hep yanında olduğundan hiç olmadık kişilerden kıskanma durumu ortaya çıkabiliyor.

Erkek arkadaş sıfatının dışında , erkek bakış açısı olarak şöyle bir örnek de yaşadım; ilk kez tanıştığım biri benim milli ve rekortmen bir yüzücü olduğumu öğrenince “İnanamıyorum, çok taktir ediyor ve saygı duyuyorum sizin gibi insanlara” dedi. Erkeklerden taktir eden çok oluyor. Kıskançlık bu bağlamda iki boyutlu oluyor. Normal kız erkek ilişkisinin dışında sizin başarınızı da kıskanabiliyorlar.

Yüzücü AilesiMaddi ve manevi açıdan ailenizin desteği sizin yüzücü hayatınıza ne kadar etkili oldu?

BD Benim dönemimde ne maaş ne prim vs hiç bir maddi karşılığı yoktu yüzmenin, her zaman ailemden destek gördüm. Bir tek aidat ödemiyorduk. En son İstanbul’a gelip Fenerbahçe’ye transfer olduğumda kulüp benimle birlikte şehir dışından gelen başka bir yüzücüye ev tuttuğunda artık ailemden maddi destek almaz duruma gelebilmiştim. Manevi olarak ise ne söylesem az kalır. Asla baskılamadan, ama destekleyerek beni o günlere getirdiler. Onların desteği olmasaydı onları arkamda hissetmeseydim bu noktaya gelemezdim.

 Yüzmeyi ne kadar seviyor olsam da ailemin manevi desteği olmasa bu kadar devam etmezdim sanırım. Ben 13 yaşında İstanbul’a geldim. Babamın işi Antalya’daydı. Ağabeyim o zaman İstanbul’da üniversiteye geldi, annem ikimizle İstanbul’da yaşamaya başladı. Bu çok büyük bir fedakarlık.  Annemin emeği ve üzerimdeki hakkı hiç bir şekilde ödenemez. Üniversiteye girdiğim yıl büyük bir sakatlık geçirdim. Hem sakatlık hem okul olunca yüzmeye dönemeyeceğimi düşünüyordum. O zaman da annem bana çok destek oldu. Ailelerin özellikle TEOG sınavı gibi kritik dönemlerde dengeyi çok iyi tutturması lazım. Yüzmek istemeyen bir çocuğu zorla yüzdüremezsiniz. Bırakmak isteyen çocuğa -benim yaşadığım zaman gibi- “Tamam bu senin kararın bırakabilirsin” demekle “Hayır bırakamazsın yüzeceksin” demek tam tersi etki yapıyor. Hareket alanı bıraktığınızda büyük bir ihtimalle bırakmayacağım noktasına kendileri geliyor. Hem sınavda harika sonuçlar alsın hem de yarışlarda birinci olsun bakış açısı doğru değil, kaldı ki artık yüzme sporunda gerçek başarı ergenlik zamanında gelmiyor. Burcu Abla Olimpiyat A Barajını 28 yaşında geçti. Tüm dünyada doğru kabul edilen sistem bu.

Bunca yıldır yüzüyorsunuz, hiç havuz kimyasallarına karşı bir reaksiyon yaşadınız mı? Ailelerin en çok endişelendiği konulardan biri bu..

BD Bu velilerin pimpirikli olmasından kaynaklanıyor. Dünya çapında düşünürseniz insanlar ne şartlar altında yüzüyor. Misal, biz Slovenya’da bir havuza gittik, sporcuları Dünya rekortmeni, o adamın yüzdüğü havuzun yanında Tozkoparan Havuzu dünya harikası kalıyordu.

Evet rezaletti, depar taşları normal “taştı” havuzun dibi plastikti.

BD Bu dönemin çocukları “çok kıymetli”. Biz de kıymetliydik kendi ailelerimiz için. Bana bu tip yakınmalar bahane gibi geliyor.

Havuz klorlandığında benim burnum tıkanıyor, hapşırmaya başlıyorum fakat bu yüzmeme engel olmuyor. Sinüzitim var diye yüzmeyi mi bırakayım yani! Bir ara havuzun kükürt oranını ayarlayamıyorlardı kulaklarımızın içine kadar yemyeşil oluyorduk. Buna rağmen bir cilt reaksiyonu olmadı. Havuz hijyeni sorun oluyorsa o zaman aileler yaz tatilinde otel havuzlarını da kullanmasınlar, bizim havuzlardan çok daha kirliler.

BD Havuz kimyasalları dışında kadın sporcular için sistit sorun olabiliyor. Bir dönem ben de yaşadım, hastaneden çıkıp yarışa gitmişliğim ve o halde rekor kırmışlığım var. Tüm bunlar her şekilde başınıza gelebilecek şeyler. Aileler bahane olarak kullanmasınlar.

En ama en önemli şey havuz dışında kişisel hijyene dikkat etmek. Sporcu hijyen kurallarını kendi ve çevre sağlığı için tavizsiz uygulamalı.

Yüzücü ÖğrenciYüzme okul hayatınızı nasıl etkiledi?

BD Benim Lise 1.sınıfa kadar iyiydi, o yıl kulüp değişikliği yapınca, okul ve kulüp farklı şehirde olunca ve ben her hafta sonu iki şehir arasında mekik dokuyunca notlarım biraz sarsıldı. Okulum eğitim olarak iyi bir okuldu ama pek anlayışlı ve destekleyici davranmadı, notu da kıt bir okuldu. İzmir’de çok seçeneğiniz yok. Haftasonu yarıştan gelip, kan çanağı gibi gözlerle kaçırdığım sınavlara girerdim. “Yüzmeyi ne zaman bırakacak?” diye ailemi zorluyorlardı. Buna rağmen Lise 2.sınıfta üniversite hazırlık kursları sınavlarında sınıfın ikincisi üçüncüsü olacak kadar toparladım. Üniversite için önce Ankara’ya sonra İstanbul’a gelince bu sefer hem ev hayatını, hem okul hayatını, hem de yüzme hayatını aynı anda tek başına idame ettirmekte biraz zorlandım. Üniversite hayatım toplu taşımaları saniyesiyle yakalayıp koşuşturmakla geçti.

GÇ Ben 14 yıl toplu taşıma ile sabah antrenmanından çıkıp 2-3 vesaitle Kayışdağı’na gittim geldim. Bu tatlı telaşlar hoşuma gidiyordu. Şimdi üniversite bitti ve kendimi boşlukta hissediyorum. Çok yorucu, evet! Ben hep okula devam eden bir yüzücü öğrenciydim ve liseyi dördüncülükle bitirdim. Süreci idare edecek öz disiplin varsa hepsi bir arada yürüyor. Bunu yapamayan yüzücüler de var. Planlı programlı olduktan sonra tüm taşlar yerine oturuyor.

Sevgili Burcu sen bıraktın, sevgili Gizem sen halen devam ediyorsun. Bunca yıl yüzdünüz, geriye baktığınızda yüzücü olduğunuz için hiç pişmanlık duydunuz mu?

BD Uzun yıllar yüzdüğümü düşünürsek; pişman olmadım. Hedeflerime ulaşabildiğim için böyle hissediyorum galiba. Eğer hedefimi gerçekleştirememiş olsaydım, tüm arkadaşlarım gezip tozarken ben yüzmüş olsaydım o zaman pişman hissedebilirdim. Hiç unutmuyorum; ben hedefim olan yarışların birinin yükselti kampındayken telefonda İnstagram ve Facebook’ta tüm arkadaşlarım gezide-eğlencede-kahvaltıda fotoğraflar koyuyordu. Telefonu kapatıp aşağıya klor kokan yere iniyordum. İstediklerimi elde etme hazzını yaşadığım için pişman değilim. Yaşadığım tek pişmanlık bana Olimpiyat Barajını geçirten antrenörüm Dimitrij ile daha erken bir araya gelememek. O zaman hedefimi bir adım daha ileriye taşıyabilirdim. Gerçi bu da benim elimde olan bir şey değildi.

GÇ Benim pişmanlığım pek yok. Sadece belki şimdiki aklım olsa lisede değil üniversitede İstanbul’a gelirdim. O zaman belki akademik olarak bir basamak daha yüksek bir okulu hedefleyebilirdim, hukuk okumak istiyordum, kazanabilirdim. O zaman da yüzmeyi bu kadar devam ettiremeyebilirdim. Gerçi bu benim de elimde olan bir seçim değildi. Ağabeyim İstanbul’u kazanınca geldik. Belkilerle hareket etmemek lazım.

Son sorumuz…Kızınız olsa yüzücü yapar mısınız? Başlatmanın ötesinde “Yüzücü” etiketini yapıştırır mısınız?

BD Zor bir soru…Kesinlikle başlatırdım, ama süreci ona bırakırdım. Öncelikle kendi fiziksel ve zihinsel gelişimi için başlatırım.

Aslında başlatmayabilirsin, sen öğretirsin 😀

GÇ Ben mümkün olduğunca geç yaparım. Başlar, sonrasında isterse ve başarılıysa da Türkiye’deki gibi değil, Dünya standartlarındaki gibi ilerleyen yaşlarda yüzücü yapardım. Sabah beşte kaldırıp haldır haldır antrenmana götürmem, Türkiye’de bu zihniyet yeni yeni oturuyor.

Bu güzel sohbet için ikiniz de çok teşekkür ederim. Arkanızdan gelen küçük yüzücü kızlarımıza harika rol modellersiniz. Yazımızın ilk bölümü çok ilgi çekmişti. Bu bölümünün de çok okunacağına eminim. Tekrar teşekkür ederim…

Burcu Dolunay & Gizem Çam

Berna Çetin Kavili

Yüzücü Annesi©

 

 

 

 

Reklamlar