Yüzücü olmak tek başına zorlu bir mücadele, kadın yüzücü olmak ise; ön yargıları ve kadına yönelik baskıları bol memleketimizde daha da zor. Özellikle bedensel ve ruhsal yönden bu yargılara teslim olup yarı yolda bırakan çok kızımız var.

Bu yazı; yolu başarı ile tamamlayan iki kadın yüzücümüzün küçük kardeşlerine bir hediyesi. Konuklarım ise Eski Olimpik Yüzücümüz Burcu Dolunay ve halen başarılı bir yüzücü olan Gizem Çam.

Sevgili Burcu ve Gizem öncelikle size küçük yüzücüler adına bu sohbeti yapabildiğimizi için çok teşekkür ederim. Sorulara en başından başlayalım. Sizi yüzmeye iten şey ne oldu? Nasıl ve neden başladınız?

BD Ben yüzmeye başladığımda 3,5 yaşındaydım ve suyu çok seviyordum, bir de bana yüzmeyi babam öğrettiği için daha fazla istekli oldum sanırım. İlkokula başladığımda spor olarak yüzmeyi seçtim ve kış aylarında da yüzmeye devam ettim. Bir yıl sonra ağır bir trafik kazası geçirdim ve kazanın etkilerini minimize edebilmek adına 18 yaşına kadar yüzmek zorundaydım.

Ben de 4 yaşında sitenin havuzunda öğrendim. Suyu çok seviyordum, abim yüzücüydü. Onunla ve arkadaşlarımla yüzerken 25 mt su altı yapıyordum. En sonunda annem ve babama “Bana stilleri öğretin ben yüzmeyi öğrenmek istiyorum” dedim. Öğrettiler de. İlk okula başlayacağım yaz kendi kendime havuzda kelebek yüzerken beden eğitimi öğretmeni bir komşumuz anneme “Gizem çok yetenekli, antrenör bir arkadaşım var mutlaka onunla görüşün” demiş. Babam bana kıyamadığından “Kızım hasta olur üşütür vs” diyerek dirense de 6 ayın sonunda görüşmeye gittik. Denemede duvarda takla bile atabildiğimi görülünce hemen başladım. Yüzmeye başladıktan sonra ailede sporcu sayısının çok olmasından da etkilenip “Eğer ben yüzücü olacaksam ileride milli yüzücü de olmak istiyorum” diyerek o yaştan hedefimi koydum.

Burada sanırım ailelerin çocuklarını bu spora yönlendirmesinin ne kadar etkili olduğunu ispatlıyorsunuz. Suya fobik yaklaşmayan ebeveynler bu spora daha olumlu yaklaşıyorlar diye düşünüyorum.

Suyun içinde kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Kendinizi suya ait mi hissediyorsunuz ya da görev bilinci ile mi yüzüyorsunuz?

BD Benim spor hayatım en başında suya çok ait hissederek başladı, sonra ergenlik döneminde soğuma kopma dönemi yaşadım -ki bunu neredeyse tüm sporcular yaşar. Ergenlikte hangi arkadaş grubu ile daha iyi anlaşıyorsanız orada olmak istiyorsunuz. O sırada ben sağlığım nedeni ile yüzmek zorunda olduğumu bilmiyordum. O dönem biraz zorla yüzdüm diyebilirim ama tabi yetenek ve sistemli çalışmanın sonucunda madalyalar ve rekorlar gelmeye başlayınca bu sefer hedefler değişti. Hedeflerim değişince yüzme iş olmaktan çıktı ve kendimi tamamen suya ait hissettim, ama bunların dışında bana zaten her zaman su terapi gibi gelirdi. En zorlayıcı antrenman bile bittiği anda suya dalıp çıkar ve o sessizliğin tadına varırdım. Çoğunlukla serbest yüzüyordum ve suyun kulaklarımda bıraktığı şıkırtı dahil hepsini çok severek yaşadım.

Yüzme ve antrenmanlar bana tamamen terapi gibi geliyor. Bir tek yarış dönemlerinde görev gibi oluyor. Takımı, aileni ülkeni seni sevenleri temsil ederken bu görev duygusu daha fazla ön plana çıkıyor. Eğer antrenman içinde bana verilen dereceleri yüzemediysem omuzlarımda büyük bir yük varmış gibi sudan çıkıyorum, ama o dereceleri yüzebildiysem tamamen ruhum rahatlamış ve hafiflemiş olarak çıkıyorum. Sanırım ben suya girince bütün negatif enerjimi suda bırakıyorum su benden tüm yükleri alıp götürüyor. Bir dönem bazı kişisel sorunlarım nedeni ile yemek yiyemez uyuyamaz durumdayken suya girdiğimde tüm sinirimi suda bırakabiliyordum. O dönemde; suya girmeden önce mutsuz, ama antrenmandan çıkınca çok mutlu oluyordum. Kendimi suya girdiğimde tamamen suya ait hissediyorum.

Bütün yüzücüler için geçerli midir bu yoksa tanıştığınız kendini suya ait hissetmeyen başarılı bir yüzücü var mıdır?

BD GÇ Var bizce. Şu anda kendini ait hissetmeyen yüzücüler var. Hikaye biraz profesyonel hayata geçiş döneminde değişiyor. İşin içine para maaş prim vs girince bakış açısı farklılaşıyor.

BD Ben de son zamanlarda yaşım nedeni ile aynı şeyleri hissettim. Artık bırakmak istemiştim sıkılmaya başlamıştım, ama kendi adıma söyleyeyim ne olursa olsun içinizde o kıvılcım yoksa yine de yapamazsınız. Para da verseler yapamazsınız, ama ben yüzerken de böyle hissetmeyenler vardı eminim şimdi de çok fazla insan var. Kimi burs almak için, kimi kulüpten aldığı maaş için, kimi de bırakırsam en ne yapacağım boşluğuna düşmemek için yüzüyor.

Ergenlikte Duygu DeğişimleriErgenlik yüzücüler için kritik bir dönem, bu dönemde bırakan çok sporcu oluyor. Sizin yüzerken ergenlik döneminiz nasıl geçti? Yüzmenin bu döneminize olumlu bir etkisi oldu mu?

BD Benimki çok sert geçti ve evet bence faydası oldu. Kızların ve erkeklerin çok farklı bir ergenlik süreci var. Yaş olarak da fizyolojik ve psikolojik olarak da. Her şeyle daha erken tanışıyorsunuz. Bazen panik hissi ve kendinden mutlu olmama duygusu çok baskın olabiliyor. Kızlı erkekli büyümek büyük bir şans. Yüzme diğer sporlara göre bedenin daha fazla önde olduğu bir spor olduğu için bir çok şeyle yaşıtlarınız göre çok daha erken yüzleşip barışmak zorunda kalıyorsunuz. Bu çok hassas bir konu. Yüzmenin en büyük avantajı; kızlar ergenlikte daha uç noktalarda deneyimler yaşamaya daha meyilli, gece dışarı çıkmak isteme, her şeyi deneme isteği vs. bu durumda içinde bulunduğunuz ortam güvenli bölge aslında. Velilerin diğer çocuklara sahip çıkması ile aile ortamını daha net hissederek büyüyorlar.

Ergenlik döneminde bence yüzmeyi bırakmak istemenin sebebi bence dışarıda, okul sosyal çevresinde daha fazla vakit ayırmak istemeleridir. Yoksa ders çalışayım diye bırakacaklarını düşünmüyorum. Üniversite hayatına geçişte de aynı sorun baş gösteriyor. Diğerleri gezip sosyalleşirken yüzücü öğrenciler bir şeyleri kaçırıyor olma duygusuna kapılıyor.

BD Ergenlik döneminde bu nedenle bırakmak istediğimde babam çok güzel bir strateji ile bana dedi ki “Tabi ki bırakabilirsin ama bu antrenmana gittiğin saat dilimi içerisinde evde olacaksın, yani yüzmeyi bıraktığın için başka şeyler yapabilecek değilsin” Böyle söyleyince “E ben yüzeyim o zaman” dedim. Çok başarılı bir taktikti. Bana diretseydi ters tepecekti. Sonuçta ben okul hayatından da kopmadım, yüzmeden de kopmadım. İkisini birden dengelemek zordu ama becerebildim. Bu biraz da aileden gördüklerinizle ilgili benim annem de ablam da ağırbaşlı ve sorunları konuşarak halledebilen insanlar. Ne tarafa güven duyuyorsanız o tarafa gitmek istiyorsunuz.

Benim ergenlik dönemim şimdiki ergenler kadar çılgın değildi. Bir de abimden zaten görüyordum gece dışarı çıkmalar filan, bana hiç bir zaman çok cazip gelmedi. Büyüyünce tabii ki oldu ama hep dozunda yaşıyordum.

Benim çocuklarım 14 yaşında ve takım arkadaşları arasında gözlemlediğim kadarıyla yüzücü kızlarla yüzmeyen kızlar arasında net bir fark var.

Evet haklısınız, mesela benim en yakın arkadaşlarımdan birisi hazırlık sınıfında sigara içmeye başladı, ben ise sigaradan ve içen insanlardan her zaman nefret ettim.  Spor yapmayan gençlerin çoğu sigara ve nargileyi en az bir kez deniyor. Ben ağzıma bile sürmedim. Alttan gelen yeni nesil farkındalık anlamında beni bile hayrete düşürüyor. Ben de asi bir çocuktum anneme çok surat asmışımdır ama annem beni kendi halime bırakıp benim bu dönemlerimle çok güzel başa çıkabilmiştir. Kendi halime bırakınca hemen sakinleşirim. Soyunma odasında şimdiki ergenlerin ebeveynlerine karşı tavırlarını gözlemledikçe şaşırıyor ve üzülüyorum. Sesler çok çabuk yükseliyor, benim hiç bir arkadaşım böyle bir şey yapmadı.

Ben burada iğneyi biraz kendimize batırmak zorundayız diyorum. Yeni nesil ebeveynlik anlayışında çocuklarla arkadaş olmak, sonuna kadar özgür bırakmak yanlış anlaşıldı bence. Böyle olunca karşısındakinin kim olduğunu ve zarar verebileceğini fark etmeyen çocuk tipleri çıktı ortaya. Bu konuda biraz daha gelenekselciyim sanırım, çocuklar yetişirken kurallarını ve çizgilerini bilmeli.

BD Ben direkt şöyle düşünüyorum. Bu tarz tepkiler annenin izin verdiği kadarı ile oluyordur. O saygıyla büyümek çok daha farklı bir etki bırakıyor. Ben o sınırı bilerek büyüdüm. Baskı değil ama uyarılar insanın büyüme sürecinde çok kıymetli şeyler.

Büyüme döneminde sen de denemişsindir muhtemelen ama annen ya da baban şöyle bir bakınca sınırını öğrenmişsindir. Bu tipte yetiştirilen çocukların ileriki yaşamlarında arkadaşlık ilişkilerinde de karşı cinsle ilişkilerinde de sorun yaşayacağını zannediyorum. 

Adet Dönemi SendromuKadın yüzücülerin ergenlikteki en önemli sorununa gelelim. 12-13 yaşlarındaki bir yüzücü adet sendromları ile nasıl baş eder? Havuz ve pedler birbirleri ile dost materyaller değil sonuçta, kramplar, yorgunluk hissi, inişli çıkışlı hormonlar ve duygu durumları ve tabi hijyen sorunları da cabası. Siz ergenliğinizde ve sonrasında nasıl baş ettiniz. Kızlarımıza ne tavsiye eder, ne öğütlersiniz?

BD Öncelikle ben hiç bir şekilde panik ve tedirginlik yaşamadım, çünkü ailem bu durumu çok normalleştirmişti. Doğal bir süreç olarak algıladım ve yaşadım. Sadece havuzda ne yapacağımı bilmiyordum. O yaşta zaten çok seçeneğiniz olmuyor. Suya girene kadar pedinizi kullanıyor, sudan çıktıktan hemen sonra takıyorsunuz. Çok istisnai durumlar hariç zaten suyun basıncı ile dışarıya sıvı sızması mümkün olmuyor. Çıkar çıkmaz da hemen havlunuza sarınıp duşa gidiyorsunuz. Yarış zamanlarında biraz daha sorun olabiliyor, çünkü malum yarış mayolarını bu kadar kısa sürelerde giyip çıkarmak pek kolay olmuyor -neyse ki artık benim dönemimdeki gibi bileklere kadar uzanmıyorlar- O kısacık araları panik olmadan idare etmeyi öğrenmek gerekiyor, çünkü bazen en beklenmedik anlarda bile yaşanabiliyor. Bazen antrenmanda olacak , bazen yarışa denk gelecek.

Bu durumun bedeniniz üzerinde çok çeşitli etkileri oluyor. Kimi zaman tam o günlerde maksimum performansınızı sergileyebilirken, psikolojik olarak çok düşük olabiliyorsunuz, kimi zaman kolunuzu kaldıracak haliniz olmayabiliyor. Bence olay; mümkün olduğunca o iki-üç günle barışmak ve alışmak, çünkü bu önüne geçilebilecek bir şey değil. Erken yaşlarda doğum kontrol hapları ile sürece müdahale etmeyi, ya da daha kötüsü yarışa denk geldiğinde erteleyici hormon ilaçları kullanımını asla ve asla önermiyorum. Sonrasında çok daha büyük zorluklar yaşanabiliyor.

İnsanları yarışları gözünde o kadar büyütüyor ki o iki üç günde her şeyin mükemmel olması gerektiğini zannediyor. Oysa hiç de öyle değil. Başınıza binlerce terslik gelebilir ve adet dönemi bunların belki de en hafifi. Profesyonellik; bu aksiliklerle baş edebilme becerinizle doğru orantılı ilerliyor. En olamadık zamanlarda başınıza gelebilir ki mesela ben Olimpiyat A Barajını geçtiğim gün öyleydim. Erteleyici vs kullanmak doğru değildi ve tüm yıl hazırlandığım barajı ben bu şekilde geçtim.

Adet GünleriGÇ 5.sınıfın sonu gibi erken bir dönemde ilk kez yaşadım, hatta bilmediğim için fark etmedim bile. Annem fark etmiş. O günden beri adet dönemi benim için çok düzensiz ve sıkıntılı geçti. Bu yıl doktor kontrolünde ilaç tedavisi gördüm, ama geçirdiğim tüm sıkıntılara rağmen geciktirici ve diğer hormon içeren ilaçları asla tavsiye etmem. Ergenlikte çok sık ve uzun süreli olunca çok büyük tedirginlikler yaşadım doğrusu. O zaman devlet havuzunda yüzüyordum ve temizliğine pek güvenmiyordum. Havuza girmemem gerek diye düşünüyordum. Yaşım küçük olduğundan ve antrenörlerim erkek olduğundan bunu onlara söyleyemiyordum ve annemden yardım istiyordum. Onlar tabii ki normal karşılıyordu ama ben çok utanıyordum. 6.sınıfın sonunda düzensizliklerim ile ilgili bir doktora başvurduğumuzda bu sorunum için bana doğum kontrol ilaçları verdi ve o dönemde bir süre kullandım. Birden 48 kilodan 54 kiloya çıktım. Bu sefer kilo ile savaştım. O yaşlarda sorunlara rağmen yarış dönemlerimde pek etkilenmiyordum. Hatta 2005 yılında Comen’e gittim ve 100 kelebekte 1.olarak finale kaldım, akşam beklenmedik şekilde regl olunca hocalarımdan yardım istedim, zaman geçtikçe artık utanmıyorsunuz.

Yaşım ilerledikçe uzun regl dönemlerime bir de hiç bir ağrı kesicinin etkilemediği bayıltacak kadar şiddetli ağrılar eşlik etmeye başladı. Geciktiriciyi bir kez tatil döneminde mecburen kullandım ve sonra 6 ay komplikasyonları ile uğraştım. Vücudumda inanılmaz şişkinlikler oldu. Asla ve asla kullanımını önermem. Tavsiye edenler nasıl tavsiye ediyor hiç bilemiyorum, ilerde kızım olursa ben asla kullandırtmam. Kış dönemine geldiğimizde yarış dönemi; vize haftama ve ağır bir gribe denk geldi. Stresten zamansız regl oldum maalesef . Daha kötüsü sonraki Türkiye Yaz Şampiyonasına denk geldi. Yarışlarım çok kötü geçti. Son gün 50 serbest vardı. Son ana kadar eşofmanla bekleme alanına kadar gittim, altımda yarış mayosu vardı. Normalde yarış mayosundan dışarı herhangi bir sızıntı mümkün olmamasına rağmen yerlerde izleri görünce şok oldum. Kadın yüzücü arkadaşlarım hemen destek oldu, durumu anlayamayan erkek yüzücü arkadaşlarım ise “Ne oldu” diyerek anlamaya çalıştılar, neyse ki kızlar onları uzaklaştırdı. Tribünde annemle göz göze geldim, ağız hareketlerinden “Eyvah!” dediğini anladım. Yarış başlarken depar taşına eğildiğimde damlaların depar taşında iz bıraktığını hissettim. Arkamdaki hakem erkek, mayom mavi. Rezil olunur da bu kadar olunmaz diye içimden geçirdim. Yarışı bitirdim, hakem bu sefer sudan çık diyor, çıkamıyorum. Bir şekilde apar topar çıktım. Antrenörüme tüm mesuliyeti alarak akşam yarışına giremeyeceğimi ifade ettim . Sonrasında farklı bir doktor kontrolünde yeniden ilaç tedavisine başladım. Bu sefer kilo almadım çünkü çok dikkat ettim, ama ödem sorunu yaşıyorum. Bir iki kez farklı ilaç kombinasyonları denedik. Bu ilaçları kullanırken mutlaka doktor raporu ile kullanmak zorundasınız, çünkü doping testlerinde sorun yaşayabilirsiniz. Gerçekten gerekli durumlarda kullanmalı ve resmi kurumların onayladığı raporları mutlaka edinmelisiniz.

Ben sanırım uç ve ağır bir örneğim, ama sakın küçüklerin gözü korkmasın. Küçükken ilk başlarda zaten çok etkilenmiyorsunuz hatta benim o yaşlarda rekor kırmışlığım, üst üste üç yarış yüzmüşlüğüm bile var. Büyüdükçe de bedeninize kulak verip nasıl altından kalkabileceğinizi öğreniyorsunuz zaten.

BD GÇ Sürecin en dikkat edilmesi gereken noktası HİJYEN! Özellikle ped değişiminde ellerin öncesinde ve sonrasında çok iyi yıkanması, hatta el antiseptiklerinden faydalanılması, tuvalet kapı kollarına azami dikkat edilmesi gerek. Herhangi bir yere dokunduğunuz ellerinizle çamaşır ve pedinize dokunmanız; kendinizin ve çevrenizdekilerin sağlığı açısından çok sakıncalı. 

Ellerinizi Yıkayın

Yazımız bunun gibi ilgi çekici ve tabu kabul edilen konularla devam edecek… 😉

Berna Çetin Kavili

Yüzücü Annesi©

Reklamlar