Hamile kaldığım andan itibaren iki erkek çocuğum olacağını biliyordum. Hatta belki çok daha öncesinden.”İçine doğuyor insanın” da diyebilirsiniz, “Allah dağına göre kar veriyor” da. Belki kızım olsa farklı düşünürdüm, ama erkek çocukları bir anne olarak -en azından bugüne kadar- tam bana göreymiş.

Ben büyürken hiç kokoş olmadım, bir dönem gizli gizli annemin gece kıyafetlerini giyip, yemyeşil farını ve kıpkırmızı rujlarını sürmüşlüğüm, yakalanmadığımı zannederek o eve gelmeden silerek maymuna dönmüşlüğüm vardır tabi, ama çocukluğumun geneli dizlerimde yaralar, hava kararana kadar sokakta top oynamalar ve sokağın en hızlısı olarak dilim dışarı çıkana kadar koşmalarla geçti. Okul zamanında erkek sınıf arkadaşlarımı bol bol dövmüşlüğüm de vardır. Bir nevi Erkek Fatma sayılırdım anlayacağınız. 3 kız kardeşin arasında nasıl ve neden öyle olduğumu pedagoglar düşünsün…

Erkek çocuk yetiştirmek nedir bilmeden büyüdüm. Gördüğüm tek örnek kuzenlerimdi ve maşallah kabus gibilerdi. Onlara her gidişimizde kapı açılır açılmaz iki erkek çocuğunun vahşi batı filmlerindeki rüzgarda yuvarlanan çalı kümeleri gibi alt alta üst üste oda oda debelendiğini düşünün. Elimdeki tek örnek bu olunca ikiz bebeklerimin ikisinin de erkek olduğunu duyduğumda yüreğim bir an hop etmedi değil. Sadece bir an. Sonra bana bir sükunet indi gökten.

14 yılda onları yetiştirirken yaptığım ve yapmadığım her şey bana çok doğal geldi, fakat benimkiler nasıl söyleyeyim…sanki biraz tuhaflardı;

Her Türk çocuğu gibi futbola aşık olmadılar, çok hareketli olmalarına rağmen telafisi mümkün olmayan hiç bir şeye zarar vermediler, yeni taşındığımız evin salon duvarına tükenmez kalemle yaptıkları dev boyutlu resmi silmemek için mızlamadılar, uzun zaman evin doğal yer dokusu legolar ve küçük arabalar oldu silahlara düşkün olmadılar, sokakta “isterim” diye ulumadılar, hemen hemen hiç maç seyretmediler. Şaşırtıcı ama hiç küfür ettiklerini duymadım, kimseye vurduklarını da.

Spora başlatmak istediğimde her mahallede yer alan futbol takımları bizim için hiç seçenek olmadı, keza basketbol da. Dedim ya biraz tuhaflardı, topa hakimiyetleri benden halliceydi. Bizim için tek seçenek vardı YÜZME! Doğduklarından beri, hatta anne karnından beri sevdikleri su onlar için kendilerini bulma yeri oldu. Ne de güzel oldu. Şiddet içermeyen, suyun doğal huzur dolu ortamında 7 yıl geçirdiler.

Kızlı erkekli harika arkadaşları oldu. Birbirlerine coşan hormonlara rağmen yan gözle bakmadılar. Cinsiyet ayrımcı bir ortamda değil, her cinsin farklılıklarını adım adım gözlemleyip kabullenerek büyüdüler. En yakın arkadaşlarından ikisi kız arkadaşları oldu. Nazik ve kibar iki genç oldular. Gençlik dönemleri de umarım aynı dostluk ortamında devam edecek.

yüzücüanası1Şimdi, şu anda, okullar daha açılmamış ama kış şampiyonası hazırlıkları hızla başlamışken, salonda 4 tane ergen erkek yüzücü saat gecenin 22:00’ı itibarı ile onlara yanlışlıkla gelmiş saçma bir videoya gülüp gönderenle dalga geçiyor, bir yandan oyun konsolunda FİFA oynuyorlar. Ağızlarından kaçan bazı kelimeleri duymamazlıktan geliyorum. Eve gelirken kimin yürek yemişçesine en tehlikeli ve en hızlı lunapark hız trenine bindiğini, çekiçte kimin kız gibi bağırdığını, kimin kustuğunu konuştuk. Yemekte acı yemenin sonucunda; yarınki antrenmanda kimin çıkış acısından en hızlı yüzeceğine güldük.

yüzücüanası7Sabahlayacaklarını söylüyorlar ama antrenmanda canları çıkmış. Muhtemelen birazdan yatak şiltelerini salona yere taşıyıp kamp havasında hep beraber yatmak isteyecekler. Yatmadan önce her pijama partisinde olduğu gibi koltuktan start alıp yatağa atlayacaklar. Biraz büyüdüklerini ve koltukları kırmamaları gerektiğini hatırlatmam gerekebilir, ama ben yine de mutluyum.

Tuhaf çocuklarım olduğu için mutluyum,

Futbolu değil, yüzmeyi sevdikleri için mutluyum,

Onlarla saçma şeylere gülebildiğim için mutluyum,

GTA oynamasam da yarattıkları mafya tipinin imaj tasarımcısı olduğum için mutluyum,

Ellerinden tutup hız trenine beraber binebilecek kadar cesur olduğum için mutluyum,

Onları Türk Standartları dışında yetiştirebildiğim için mutluyum,

Yüzücü ergenleri evimde ağırlayabildiğim ve onlarla aynı dilden konuşabildiğim için mutluyum,

Onlarla yüzebildiğim ve yüzme hakkında onlardan bir şeyleri öğrenebildiğim için mutluyum,

Kendilerini aradıkları ve yavaş yavaş suda bulabildikleri için mutluyum…

Berna Çetin Kavili

Yüzücü Annesi ©

 

 

Reklamlar