Yüzme sporunun ne kadar zor olduğunu sadece bu sporun içinde yer alanlar değil, spor dallarının herhangi birinin uzmanı da söyler. Sporcu için saatler, yıllar süren çalışmalar; tüm dünyadan izole olunmuş en fazla bir kaç dakikalık yarışta, kimseyi görmeden-duymadan gösterecekleri performans içindir. Çok uzun çalışma saatleri ve havuz ile ev arasındaki mesafeler bu zorlukları daha da çoğaltır. Zaten kolay olsa her yıl yüzmeye başlayan binlerce çocuktan, yıllar sonra  geriye performans sporcusu olarak bir avuç genç kalmazdı değil mi?

Sporcunun ailesi için ise bu yıllar; aile hayatlarından verilecek ödünler, bu uğurda dökülen binlerce lira, o birkaç dakikayı izleyebilmek için yıllarca klor kokan aşırı sıcak ortamlara tahammülü gerektir. Bu aynı zamanda; haftasonu ayaklarınızı uzatıp sevdiğiniz programları izlemek, dostlarınızla piknik yapmak, kardeşlerinizin en mutlu günlerinde yanında olabilmek gibi zevklerden vazgeçmeniz anlamına gelir, ama “ana-baba olmak” tam da bunu gerektirmez mi zaten? Çevrenizdeki ebeveynlerden daha fazla olsa da!

Buradaki ince çizgi; yaptığınız ya da vazgeçtiğiniz şeylerden sonra hala çocuğunuzun annesi-babası olarak kalabilmek. Siz tüm bu özveriyi çocuğunuzun yapmayı sevdiği şey için gösteriyorsunuz.

Ebeveynlik bir nehir gibidir. Tek yöne akar. Nehrin ulaşacağı göl size ait değil. Siz sadece nehrin o yöne akması için maddi ve manevi desteği sağlamakla görevlisiniz. Yüzme ise bana göre uzun vadeli bir olay hatta bir maraton. Bu maratonda zaman zaman çizgiyi geçmek zorunda kalsak da, ne olursa olsun iyi veya kötü geçmiş bir yarıştan sonra çocuğunuzun sizden duymak istediği tek şey onu ne kadar sevdiğiniz olacaktır. Antrenörü zaten yarış hakkında onu azarlayacak, siz onun duygusal desteği olabilin yeter. Kabul ediyorum bunu yapmak her zaman kolay olmayabiliyor. Bazen sizin bile görebileceğiniz bir hata yapmış çocuğunuza bunu söylememek için kendinizi tutamayabilirsiniz, ama ağzınızdan çıkacak her cümleden hemen önce kendinize şunu sorun :

“Sen hiç bunu yüzdün mü?” cevap muhtemelen kocaman bir “Hayır” olacaktır. O zaman ağzınızı kapalı tutun!

Cevabınız “Evet” bile olsa çocuğunuzun o kelimeleri sizden veya antrenöründen duymasının çok farklı duygusal tepkilere yol açabileceğini de asla unutmayın!

Çocuklar inanılmaz bir hızla büyüyor. Benimkilerin doğduklarında tek kolumdan daha küçük olduğu zamanlar sanki dün gibi. Şükürler olsun ki sağlıkla bu yaşlara getirebildim. Önümde yanımda olacakları sadece bir kaç yıl daha var. Ve ben bu bir kaç yılın keyfini yaptıkları sporla beraber sürmek istiyorum. Ne olursa olsun onları severek ve destekleyerek!

Yüzücü Annesi

Berna Çetin Kavili

Reklamlar