Antrenör Sözü ile bölümümüzün bu ay konuğu, kulübümüzde sporcuları tarafından en çok sevilen*  ve birçok milli yüzücüyü yüzmeye başladıkları günden bugüne getiren antrenörlerimizden Sayın İbrahim Aksoy,

Merhaba Yüzme Severler;
Eğer bir yüzücü iseniz, tebrikler!

Dünyanın en zor sporunu çoktan seçmiş bulunuyorsunuz ve eğer bir yüzücü velisi iseniz, durum daha da vahim, çünkü çocuğunuz dünyanın en zor sporunu yaparken tüm yük sizin sırtınızda demektir.

Sabah 05.30 antrenmanına sporcumuzu getirip antrenman bitene kadar arabada uyuklayarak bekleyip (ki o saatte en akıllıcası bu olur) ucu ucuna okula yetiştirmek zorunda olduğunuz evladınıza arabada kahvaltı keyfi sunmak sizin göreviniz. Akşam da pek farklı değil aslında, antrenman sonrası saçlarını kurutup kurutmadığını kontrol ettiğiniz sporcumuzu geç biten antrenman sonrası akşam yemeği sonrası ders çalışmasına ikna etmenizde gerekiyor.

Bitti mi? Tabi ki hayır!

50 m’lik, yaklaşık 25-32 saniye arası sürecek bir yarışı izlemek için sabahın 08.00’inden akşamın 16.00’sına kadar bekleyip, hatta bunu bazen ülkeler arası seyahatle bile gerçekleştirmek de adı destek ve gurur olan görevlerinizden. Daha burada sayamayacağım yüzlerce zor göreve rağmen bu spora verdiğiniz desteğin tek bir amacı olmalı aslında; o da evlatlarınızın mutluluğu.

Mutluluğun; sıralama yada skorborda çıkan rakamlarla sınırlanmasına izin vermemelisiniz. Sporculara her zaman destek vermeniz ve yüzeceği her dereceye rağmen bu kadar özel ve zor bir sporu yaptığı için evlatlarınızla gurur duyduğunuzu onlara hissettirmelisiniz.

Başarı kişiden kişiye sporcudan sporcuya değişkenlik gösterir, hatta aynı sporcu üzerinde farklı yaşlarda başarı anlayışı esnek olmalıdır. Sizlerin veli olarak ise başarı kıstası tek olmalı; bu kadar özel ve zor bir sporu yapabilen her çocuk başarılıdır. Varsayalım ulusal alanda yüzdüğü süre boyunca ilk 10 da yer alamadı. Bu sporcu ne kaybetmiş sayılır? Bence hiç bir kaybı yoktur, çok güzel ve sosyal aynı zamanda etrafınıza baktığınızda bulmanız zor olan modern bir ortamda güvendiğiniz antrenörü eşliğinde spor yapıyor, sosyalleşiyor, rekabeti, kazanmayı ve kaybetmeyi iş hayatına dahil olmadan mücadeleyi öğreniyor olacaktır.

Veliler dünyasına 5 ay önce katılmış bir yüzme antrenörü olarak benim ileride spor yapacak olan evladımdan tek beklentim mutlu olması olacaktır.

Başarı da mutluluğun önemli bir anahtarı ancak başarı anlayışı sporcunun potansiyeline göre esneklik göstermelidir. 1 yarışa 100 sporcu katılır, 8 tanesi final yüzer ve 1 şampiyon çıkar. “Tek başarı bu şampiyona aittir” bakış açısı olaya biraz at gözlüğü ile bakmak oluyor bence.

Şampiyon olan sporcu kötü yüzmesine rağmen 1. olmasını başarısızlık olarak adlandırabilir. Kimi sporcu için ilk 8 de yer almak kimisi içinse yarışlara katılmak başarı olarak görülmelidir. Veli olarak bizler için en büyük başarı ise onların gözlerinin içindeki mutlu bakışlar olmalıdır.

Hangi yüzücünün kaç yaşında ne kadar başarılı olacağını kestirmek çok zordur. Ülkemizde yüzme sporunun en büyük sorunu spora başlayan çocuk sayısı değildir. Yüzme sporunda en büyük engelimiz bu spora başladıktan sonra bu sporu bırakan çocukların çokluğudur. Bir kaç istisna dışında en büyük başarılarını 23 yaş ve sonrasında elde eden önemli yüzücülere bakarak ülkemizde 20 yaş üstünde 20 bayan 20 erkek yüzücü sayamayız. Yüzmeyi bıraktıran en önemli sebeplerden biri biz antrenörler ve siz velilerin başarı kriterini çok keskin hatlarla çizmemizdir.

Hiç kimse başarısız hissettiği yerde durmayacaktır.
Mutsuz bir beden mutlu edecek sonuçlar yaratamaz.
İbrahim AKSOY

  • DipNot: İbrahim Hoca’nın 4-5 yıl önce askere gittiği günü hiç unutmam. Takımının hemen hemen tüm çocukları soyunma odasının kapısında ağlayarak birbirlerine sarılıyorlardı. Neyse ki sonunda hocalarına tekrar kavuşup başarıdan başarıya koşarken bu sefer mutluluklarını paylaştılar.

Yüzücü Annesi

Berna Çetin Kavili

 

Reklamlar