Bir arkadaşım “Amerika’da çocuk okutmak iyi hoş da, ciddi bir maddi birikim gerekiyor” demişti. Kabaca bir hesap yaparsak; TL kazanıp orada USD harcamak kurun durumuna bakarsak tabii ki gelirinizin 1/3 oranında erimesi demek. Oradaki özel okulların geneli bizimkilerden oldukça pahalı. Burs bile alsanız aile olarak orada yaşamı devam ettirebilmek için “Evet ciddi bir birikim gerekiyor!”, ama hesabı şöyle yaparsak; varsayalım 2 çocuğunuz var ve ikisini de hayatınızdan bir çok ödün vererek özel okulda okutuyorsunuz. Bu yıl özel okul ücretlerinin çoğuna gelen %15’lik zammı da hesaba katarsanız bu da 8-10 yılda gaaaayet ciddi bir birikim demek .

Demem odur ki; eğer tüm hayatınızı oraya taşıyabilir, orada kazanıp, ailece yaşayabilirseniz, çocuklarınız devlet okulunda okur ve eğitim masrafınız neredeyse sıfıra iner. Devlet okulunu iyi seçebilirseniz iddia ediyorum bizim en iyi özel okulumuzdan daha iyi bir seçim olacaktır. Yüzücü çocuklar için pozitif etkileri hiç söylemiyorum bile. İş vizesi ve diğer seçenekler için daha önce bilgilerini paylaştığım IKE Academy ile bağlantıya geçip opsiyonlarınızı daha sağlıklı değerlendirebilirsiniz.

Okul seçerken ev ve okulun aynı semtte olmasına dikkat edin derim. Çünkü bizde yapılmaya çalışılan ama bir türlü yürümeyen adrese dayalı okul sistemi orada çatır çatır işliyor. İyi okulların olduğu semtlerde doğal olarak emlak fiyatları da artıyor. Daha doğrusu ikisi birbirini destekliyor. Vergiler yerel toplanıp merkez yönetime gitmeden yerel yatırımlara harcanıyor çünkü. Alım gücü yüksek semtte vergi yüksek oluyor, vergi yüksek olunca okullar da olimpik havuzuna kadar daha komplike yapılabiliyor. Kamusal hizmetlerin çoğu bölge insanının oyuna sunulup ona göre karar veriliyor. Mesela benim gittiğim yerde Ortaokulların tek çatı altına toplanması gibi bir durum oylanacaktı yakın zamanda. Büyük ve yeni bir okul yapılacak ve tüm çocuklar oraya gidecekti. Kimi ailelerin pek işine gelmiyormuş bu durum çünkü yeni yapılacak okul alanına uzak kalıyorlarmış. Memleket devasa olduğu için uzak/yakın kavramları bizden biraz farklı. Kilometre bazında bakarsanız evet uzak kalabiliyor, lakin 7 kilometrelik okul yolunu 1 saat 45 dakikada gidebilen Türk çocukları için 10 kilometreyi 15 dakikada aşmak sinek vızıltısı gibi bir şey. Bu arada eğer okula 1 milden daha yakınsanız çocuğunuz okula yürüyerek gitmek zorunda ya da servis ücretli. Burada IKE Academy Cihan Bey’in kulaklarını çınlatayım. Servis ücreti olan 200 USD’yi aylık zannedip sonra yıllık olduğunu farketmesi hakkında çok eğlenceli bir anlatımı vardı . Cihancığım selamlar 🙂

Emlak için size www.trulia.com sitesini önerebilirim. Bu sitede seçeceğiniz şehir-semt ve evin bilgilerinde o evde oturunca çocuklarınızın hangi okullara gidebileceği ve semtin suç oranı gibi ayrıntılı bilgiler bulabiliyorsunuz. Okullar 1-10 arası puanlanıyor en iyi puan 10.

 

Son tahlilde; tası tarağı toplayıp gitme kararı verebilmek tabii ki çok zor. Hele ki bizler gibi sıkı aile bağları olan Akdeniz insanının kolaylıkla verebileceği bir karar hiç değil. Çok iyi düşünüp taşınıp sıkı bir bütçe planlaması gerektirdiği muhakkak. Gitmeyi düşündüğünüz yerde hiç olmazsa 1-2 tanıdık akraba vs olması ülkeye adaptasyonunuzu hızlandırabilir ve kendinizi güvende hissetmenizi sağlayabilir, ama buradaki kadar geniş ve sıkı bir sosyal çevreniz olmayacağı muhakkak. Bu durum sosyal insanlar için zorlayıcı olsa da “aslında ister istemez ne kadar başkaları ile ve onlar için yaşıyormuşuz” diyebilenler için ise nefes alma ve kendi olma yolunda olumlu bir adım olabilir. Bir de orada sadece çekirdek aile olacağınız için aile bağlarınızın gerçekten güçlendiğini de hissedebilirsiniz.

Biz bir opsiyon olarak değerlendirmemize devam ediyoruz. Sizler için de bu günce ile biraz aydınlatma yapabildiysem ne mutlu bana. Tüm çocuklarımızın kendi ülkelerinde, huzuru, mutluluğu ve başarıyı yakalamaları en temel dileğim.

Berna Çetin Kavili

Yüzücü Annesi

Reklamlar