Şampiyonanın tam da ortasındayken, aklımda yazacak biiir sürü şey varken, önümde “yazılması gerekenler” başlıklı gayet ciddi konular içeren upuzun bir liste dururken sizce neden böyle bir başlık attım ben?

Çünkü;

Dün toplam 2 eleme 2 final 1 de bayrak olmak üzere 5 kez yarışmış, bir rekora bir de birinciliğe imza atmış oğlum akşam son finalini yüzerken ve ikincilikle üçüncülük arasında giderken ve yarıştan kopmamışken, yanımda oturan tanımadığım ama İstanbul dışından geldiğini tahmin ettiğim hanımefendi bana şöyle bir cümle kurdu:

“Boşuna bağırmayın, çocuk yüzmüyor! Ben sabah da seyrettim gayet iyi yüzüyordu, şimdi istemeden girmiş belli…” dedi kendileri.

Sevgili arkadaşım,

Senin zihniyetine göre 1.olmayan hiç bir sporcuya tezahürat edilemez mi?

Sen antrenör ya da sporcu musun ki durum hakkında bu kadar kesin bir yargıya sahipsin?

Hayatında aynı gün 5 yarış yüzdün mü?

Ya da hiç yarış yüzdün mü?

Sevgili yüzücüannesi arkadaşım. Sayende anladım ki, şu sporda değişmesi gerektiğine inandığım her şeyin ilk adımı biz ailelerden geçiyor. Bu çocukları doğdukları andan itibaren yetiştiren ve ilk rol modelleri olanlar bizleriz. Biz değişmedikçe onlar da, sistem de değişmeyecek.

Sana ve gıyabında tüm senin gibi düşünenlere önerim var.

Hadi gelin siz de yarından itibaren benim gibi yapın.

Mesela ;

Hayatında ilk kez Türkiye Şampiyonasına katılan ve belki İstanbul’a ilk kez gelen, dizleri titreyerek depar taşına çıkan miniklere tezahürat yapın, alkışlayın, isimlerini bağırarak söyleyin! Hatta tanımasanız bile bunu yapın!

Çok ağır grip olmuş dereceye oynayabilecek çocuğu sırf hasta yatağından  sürünerek ama isteyerek geldiği ve yarıştığı ve ikinci olduğu için başınızın tacı yapın!

Sadece derecelerini değil, orada bulunabilmelerini de kutlayın!

Çocuğunuzun her takım arkadaşına aynı kendi çocuğunuz gibi destek verin!

Madalya alırlarken sadece kendi çocuğunuzu değil, kürsüye çıkan tüm sporcuları alkışlayın!

Yarış sonrası sonuç ne olursa olsun sporcuları kutlayıp tebrik edin!

Hatta bunu çocuğunuzun rakiplerine bile yapın!

Her şeyden önce de minicik yürekleri ile ortaya koydukları emeğe saygı gösterin!

İşte belki o zaman çocuklarımız “gerçekten” spor yapar ve “gerçek sporcu” olurlar!

Berna Çetin Kavili

Yüzücü Annesi

Reklamlar