teog-yeniokul

Haftasonu itibarı ile TEOG krizinin ilk  adımını atlatmış bulunmaktayız. Doğrusunu söylemek gerekirse sınav öncesi kendimi ne kadar rahat hissetsem de, ilk gün okul kapısında beklerken kamyon çarpmış gibi çökmem bana bastırılmış duygularım olduğunu gösterdi. Sonradan arkadaşlarım ile konuştuğumda bir çok annenin de benim gibi olduğunu, hatta stresten hastanelere bile düştüğünü üzülerek öğrendim. Bizden yola çıkarak çocukların neler hissettiğini siz hayal edin!

Yüzücü Annesi tabii ki her olayda olduğu gibi sınav süresince de, diğer velilerle aynı davranışları sergilemedi. Çocukları her sabahki gibi servisle okula yolladı, arkalarından duygusal konuşmalar jestler sergilemedi,  diğer -yani yüzücü olmayan- kalabalık veli grupları ile bir araya gelmedi, çıkışlarını okul kapısında değil her zamanki gibi otoparkta bekledi.

Bir anne olarak dileğim sınav başlangıç anından itibaren sadece şu oldu:”Umarım okulun kapısından güle oynaya çıkarlar.”

İlk gün Türkçe-Matematik ve Din Kültürü Sınavı vardı. Okul deneme sınavlarında ikisi için de daha zorlayıcı olan bu ilk grup sınav, hayatlarının ilk genel sınavı olduğundan bilinmezlik içeriyordu. Bu bilinmezlik de hepimize ekstra stres yükü getiriyordu. Neyse ki sınav konusuna son derece tecrübeli olan Bilfen Çamlıca gibi bir okuldaydık. Son haftalar tamamen sınav provası niteliğinde geçmişti ve okulumuz son derece programlı bir şekilde çocukları bugüne hazırlamıştı. Sınav süresince aynı düşünceleri paylaştığım iki arkadaşımla okul çevresinde zaman geçirdik sonrasında kısa bir süre otoparkta onları bekledik.

Beklentimiz dileklerimizin gerçekleştiğini görerek sona erdi ki; hepsi de yüzleri gülerek yanımıza geldiler. Omuzlarından yük kalkmış gibiydi ve bu benim için yeterliydi.

İkinci gün Fen-İnkılap Tarihi-İngilizce sınavına daha rahat girdiler. Bunun iki sebebi vardı; birincisi okul denemelerinde bu grupta daha başarılı olmaları, ikincisi de ilk sınav stresini artık üzerlerinden atmış olmaları. İkinci gün onlar kadar ben de  yağmurlu havaya rağmen kendimizi daha iyi hissediyorduk. Dileğimiz yine değişmedi, tabi sonucu da. Hemen hemen hepsi gayet mutlu çıktılar okuldan. Cuma günü test kitapçıkları kendilerine verildi ve sonuçlar tek tek değerlendirildi.

Kişisel sonuçlarımız şöyle oldu;

  • Sınav öncesi okulda velilere verilen “TEOG Öğrencisine Nasıl Davranmalıyız Neler Yapmalıyız” seminerinde gördüm ki; yüzücü aileleri zaten doğal olarak bunları yapıyor!
  • Yüzme kesinlikle TEOG sınavı için engel değil ispatlandı, çünkü sınav için yüzmeyi bırakan arkadaşlarından farklı bir sonuç almadılar.
  • Antrenman temposunu (1-2 çalışma hariç) bozmadan da alabilecekleri maksimum sonucu aldılar.
  • Okul dışında özel ders, dershane vs yapmadılar ve bundan pişman olmadılar-olmadım.
  • Ağustostan beri düzenli çalıştılar ve bana müdahale gereği hissettirmediler, ki bu alışkanlık lise ve üniversite hayatlarında onlara çok faydalı olacaktır.
  • Belirleyici sonuç ikinci sınavla birlikte hesaplanacak puan olmasına rağmen, ilk sınavda aldıkları sonuçlarla Türkiye’nin sayılı okullarına başvuruda bulunabilecek gibi görünüyor.
  • Hedefimizde şimdi sizlerle paylaşamayacağım bir-iki okul var. Böyle giderlerse o okullara çok rahat girebilecekler gibi görünüyor. Olumlu yada olumsuz,  nihai sonucu aldığımızda  okul seçim sürecimizi sizlerle ayrıntılı olarak paylaşmaktan mutluluk duyacağım.
  • Ayrıca tüm yazdıklarımı sadece kendi yüzücülerim için değil, çoğu takım arkadaşı için de söyleyebilmekten onur duyuyorum!

Teog krizini şimdilik geçici olarak servis dışına aldık ve Perşembe akşamı itibarıyla; rutin+eksik tamamlamalı antrenman tempomuza, önümüzdeki Türkiye Şampiyonasına hazırlanmak üzere geri döndük. Cumartesi gecesini ise çocukların isteği üzerine takımımızın erkek yüzücülerini evimize pijama partisine davet edip kudurarak geçiriyoruz. Onlar içeride tepinirken Yüzücü Annesi  bir yandan ergen şakalarına ve kahkahalarına eşlik edip bir yandan da sizlere bu satırları yazıyor.

Berna Çetin Kavili

Yüzücü Annesi

 

Reklamlar