Oldum olası seyahat etmeyi sevmişimdir. Çocukken Söke-Selçuk arasındaki yolda, kuzenimin arabanın farlarını bir anlığına söndürmesi ile etraf zifiri karanlık olmuştu çünkü yıl 80’lerdi. Bırakın yol aydınlatmasını etrafta kilometrelerce hiçbir ışık kaynağı yoktu. Karanlığın içinde gökyüzündeki Samanyolu çizgisini ilk kez görmüştüm ve  taaaa oralara gitmenin hayali ile başlamıştım bu sevgiye.

Kendi paramı kazanmaya başlayınca mini seyyahlığa başladım. Evlenince çocuklar doğana kadar da bu ilgi maddi imkanlarım elverdiğince devam etti.

Lakin ikiz doğurup, sonra da onları sporcu yapınca benim seyahat hayallerinin hepsi bohçalanıp sandıklara kalktı.

İki yıl öncesine kadar.

Ege sahillerini çok sevmeme rağmen Marmaris’e hiç gitmemiştim. Çocuklar “Küçükler” sınıfından Marmaris’te yapılan Türkiye Şampiyonasına gitmeye hak kazanınca, ardından ertesi yıl Okul Yarışları Bölge Şampiyonası yine aynı beldede yapılınca ve o yıl “aynı yere” yine Türkiye Şampiyonasına gidince ve bunların üzerine çok sevdiğim yüzücü anneleri ile tatile Marmaris’e gidince yaklaşık 1,5 yıl içinde 4 kez giderek egale edilmesi zor bir rekora imza atmış oldum. Geçen yılı bu gezilerin üzerine Okul Yarışları Türkiye Şampiyonasında Gazi Antep’e ve özel bir turnuva için Yunanistan’a giderek yılı tamamladım ve şunu fark ettim: Yoğun antrenman ve yarış temposu yüzünden bana  engel olan yüzme, artık benim gezilerime harika bir bahane yaratıyor!

KÜŞLEME
Küşleme

Bu yarışlar olmasa Cumhurbaşkanlığı  Bisiklet Turu’nda ünlü bisikletçileri alkışlayamaz, Marmaris’in harika sahilinde sabah sporu yapamaz, Nil Balık’ta (ki kendileri yüzme camiasını çok iyi tanıyor) nefis balıklar yiyemez, giymeyi en sevdiğim bluzumu alamaz (Marmaris’te harika bir el işi dükkanı), Zeugma Müzesindeki mozaiklere defalarca hayran hayran bakamaz, Küşlemeci Halil’den küşleme, İmam Çağdaş’ta baklava yiyemez,  Halfeti’ye de yalnızca fotoğraflardan bakıp iç geçirirdim.

Karadeniz Turu yıllardır gündemimizde olan ama malum sebeplerden çıkamadığımız bir rotaydı. Bu yüzden iki hafta sonra Okul Grup Yarışlarının Trabzon’ da yapılacağını öğrendiğimde çok sevindim. Mayıs ayı programımda Sümela Manastırı ve -umarım- finallerde gideceğimiz Çorum var. Çorum’da ise medeniyetin beşiği Hitit Uygarlığı başkenti Hattuşaş’ı gezip bol bol leblebi yiyeceğim.  Yaz aylarımız ise bol sürprizli geçecek zannediyorum 😉

Unutmadan söyleyeyim, bu seyahatlerde çocuğunuz yanınızda olmuyor. O ikinci annesi-ya da babası olan antrenörünün dibinden ayrılmadan size uzaktan el sallıyor. Bu farklı ortamda sadece çocuğunuzun değil, her gün beraber olduğunuz arkadaşlarınızın da hiç görmediğiniz yönlerini keşfedip ve gezinizden çok daha fazla keyif alıyorsunuz.

Berna Kavili – Yüzücü Annesi

Reklamlar